-Büyükataman, Davutoğlu’nu Yerden Yere Vurdu.

0
264

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, Gelecek partisi genel başkanı Ahmet Davutoğlu’nun MHP ve genel Başkanı hakkında yaptığı açıklamalara oldukça sert ifadelerin yer alan bir basın açıklaması ile cevap verdi.
Büyükataman açıklamasında; CHP genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun adam yerine koymadığı hatta dalga geçerek, “karikatür gibi bir adam” dediği Davutoğlu’nun, “Artık karikatürlere bile malzeme olabilecek nitelikte değildir.” Şeklinde sözlere yer vermesi dikkat çekti.
Ahmet Davutoğlu’nun bölücü hain örgüt ile bağlantıları kesinleşen ve kayyım atanan bazı HDP’li belediyelere sahip çıktığını da belirten Büyük Ataman; “Davutoğlu kayyımlara mı düşmandır yoksa PKK’ya mı hayrandır?” sorunu yöneltti.
İsmet Büyükataman’ın, “Serok Ahmet’in Partimizi ve Sayın Genel Başkanımızı hedef alan haddini aşan sözlerine yönelik yazılı basın açıklaması” başlığı ile MHP genel merkezi basın biriminden paylaşılan yazıda şu ifadelere yer verdi; “Ahmet Davutoğlu; yarım akıl, çeyrek ahlak ve sıfır edeple çıktığı ihanete taşeronluk yolculuğunda haddini ve hududunu oldukça aşan çirkin bir dille Partimize ve Sayın Genel Başkanımıza öfke kusmaktadır.
Siyaset yerine fitne üreten, kardeşliği esas alması gerekirken kalleşlik peşinde koşan Davutoğlu’nun içerisinden çıktığı yapıyı kötülemekten, Milliyetçi Hareket’e ve onun değerlerine saldırmaktan başka yaptığı ne vardır?
Dün birlikte yola çıktıklarını yolda bırakan, yolda bulduklarıyla eski arkadaşlarının yoluna mayın döşemeye kalkan, yeni yoldaşlar bulmak adına geçmişini inkâr eden Serok Ahmet’i öfke nöbetleri esir almış durumdadır.
Millete hizmet için gece uyumayan, gündüz oturmayan atalarımızı örnek alması gerekirken zihnini ele geçiren düşmanlık duygusu, kıskançlık, hazımsızlık gibi sebeplerle gece uyuyamayan, gündüz ise durduğu yerde duramayan Serok Ahmet’in tedaviye cevap verip vermeyeceği meçhulse de bu tedaviye olan ihtiyacı muhakkaktır.
“Adamdan saymadığı” Kılıçdaroğlu’nun “karikatür gibi bir adam” dediği Davutoğlu, artık karikatürlere bile malzeme olabilecek nitelikte değildir. Eski defterleri karıştırmayı âdet hâline getiren Davutoğlu; bu defterlerde dirayetli ve ilkeli Milliyetçi Hareket Partisini gördükçe yarım aklı daha da azalmaktadır.
Oysa kendi defterlerini her karıştırdığında yüzü kızarması gereken bizatihi kendisidir. Sıfır edeple çıktığı bu yolculukta herhangi bir ahlaki değeri bünyesinde barındırmadığından kendisinde bu erdemi görememekteyiz.
Danışmanı “MHP ve onun zihniyeti ile yıllarca mücadele ettik.” diyen Serok ’un, adına parti dediği yapılanmayı, MHP düşmanlığı üzerine kurduğu ve bu kirli tezgâhın Türkiye’ye bir gelecek vadetmediği gün gibi açıktır.
Terör örgütü PKK’nın ele geçirdiği belediyelerin PKK’ya iade edilmesi için ortalığı birbirine katan, vatandaşı PKK’nın tahakkümünden kurtarıp bölgeye hizmet götürmesi için atanan kayyımları halka hedef gösteren Serok Ahmet’in “kayyım” takıntısının psikolojik altyapısı da merak uyandırmaktadır. Davutoğlu kayyımlara mı düşmandır yoksa PKK’ya mı hayrandır?
Yeni dostu Kılıçdaroğlu’nun amiral gemisi “Sözcü” gazetesinde yer alan bir habere göre FETÖ’nün evlerinde “şakirtlere” ders veren, yine aynı gazetedeki habere göre FETÖ’nün malikânesinde ailecek 4 saat geçiren Davutoğlu, yeni bir “Aksiyon” peşinde koşmaktadır.
 Sayın Genel Başkanımız, Mete’den beri “kut”lu yolda yürüyenlerin sahip olduğu ahlakla ahlaklanmıştır. Sayın Genel Başkanımızın ahlakının sadakası ile bir ömür onurlu bir şekilde yaşayabilecek olan Davutoğlu’nun, ahlakın konuşulduğu bir ortamda seyirci olması dahi mümkün değildir.
Boğaziçi Üniversitesinde sapkın ve yasa dışı yapılanmaların Devlet’e meydan okumasına elinde bayrakla katılamadığı için hayıflanan bu şahsın ahlaktan anladığı şey ahlaksızlıktır.
 FETÖ elebaşının “Binde birini tanımam.” diyerek darbecilerin arasından kendini sıyırmaya çalışmasını örnek veren Serok Ahmet’in gerek geçmişine ve gerekse bugününe baktığımızda hangi ahlakla ahlaklandığı ortadadır.
Aynada gördüğü katlanması imkânsız yansımasını başkası zannetmeyi bırakıp gerçeği kabullenmek, Davutoğlu için sonun başlangıcı olsa da emsallerine yol göstermesi bakımından iyi bir örnek olacaktır.”