-Başkan Konuk, Çiftçilerle Bilim Adamlarını Aynı Salonda Buluşturdu.

0
236

Konya Şeker tarafından Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinde düzenlenen eğitim programında amfileri bu kez hayvancılık ile uğraşan çiftçiler doldurdu. Çiftçilerle bilim adamlarını aynı salonda buluşturan programa, çok sayıda üretici katıldı.
25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, Program açılışında yaptığı konuşmada, “Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’nin temel misyonunu “ülke çiftçisinin çok üretip çok kazanması için işe aklı ve bilimi dâhil etmek” olarak anlattı. Üretici ile ilgili algı oluşturulduğunu, tarım sektörünün ekonominin üzerinde yük olduğuna dair bir kara propagandanın onlarca yıldır sürdürüldüğünü anlatan Başkan Konuk, konuşmasında “niye yapılıyor bu kara propagandayı, Türkiye kendine yetecek kadar üretemezse bu işi organize edenlere daha bağımlı olacak da onun için. Türkiye’yi midesinden bağımlı hale getirebilirlerse istedikleri gibi yön verecekler. Şunu ekemezsin, bunu ekemezsin demeye başladıkları günden bu yana bunu yapmaya çalışıyorlar. Ancak Türkiye 17 sene önce o derin uykudan uyandı. Öyle zeytinyağlı yiyemem türküleri ile falan uyutulamıyor artık. Türkiye son 17 yıldır, tarımsal üretimin önemini kavramış ve üretimdeki altyapı eksikliklerini yılların ihmaliyle sektörde açılan yaraları tedavi etmeye çalışan bir ülke. Tedavi sürecini büyük oranda tamamladık, şimdi bünyeyi kuvvetlendiriyoruz. Sektör önümüzdeki yıllarda inşallah daha hızlı koşacak. Çünkü hükümetimiz de biz de biliyoruz ki, bu ülke üretmezse her ürün dünyanın her yerinde pahalıdır, değilse bile pahalı hale getirilir” dedi.

Türk tarımı ve hayvancılığına yaptıkları katkıları dile getiren başkan Konuk; “Tarım ve hayvancılığın tarihte ilk defa yapıldığı, en çok ekilen bitkilerin, koyun, keçi, inek gibi besi hayvanlarının ana vatanı bu toprakların bugün tohum getirmek, damızlık hayvan getirmek zorunda kalmasından bir üretici olarak hicap duyuyor, utanıyorum. Ve hep şu soruyu soruyorum, onlar neyi doğru yaptı, biz neyi eksik bıraktık? Onun için de kurum olarak eksik bıraktığımızı düşündüğümüz, gördüğümüz her konuda eksiği gediği kapatmak, suyun akmasına sebep olan delikleri tıkamak için çalışıyoruz. Mesela patates tohumunu onun için üretiyoruz. Mesela mısır, ayçiçeği, buğday, şeker pancarı tohumuna onun için emek veriyoruz. Embriyo üretim ve transfer merkezini onun için önemsiyoruz. Daha da önemlisi bu üniversiteyi bunun için kurduk. Eksik kalanlar, eksik olanlar tamamlansın, hem ana vatanı burası olan bitkiler bu topraklarda dünyada en verimli şekilde üretilebilsin, hem de burada evcilleştirilen hayvanlar en çok sütü, en çok eti bu topraklarda versin diye kurduk bu üniversiteyi” dedi.


KONYA GIDA VE TARIM ÜNİVERSİTESİ İLE TARIMSAL ÜRETİMİN NİTELİĞİ YÜKSELECEK
“Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’ni kurmamızın iki tane asli sebebi vardı. Birincisi, tarımsal üretimi hem arttıracak hem de tarımsal üretimin niteliğini yükseltecek bilgi ve teknoloji üretmesi. İkincisi, üretilen tarımsal ürünü daha katma değerli hale getirecek işlere imza atması. Yani ülke çiftçisinin çok üretip çok kazanması için işe aklı ve bilimi dâhil etmek. Üniversitemizin temel misyonu bu. Bu eğitim programları da üniversitemizin üreticinin daha çok üretmesi ve ürettiğinin niteliğinin yükseltilmesi için yaptığı çalışmalardan biri ya da daha doğru tabir ile ilki. Bu programla sanırım, mevcut durum çerçevesinde eldeki sürünün niteliği, coğrafi imkânlar, teknik imkânlar değişmeden eldekilerle daha çok ve daha kaliteli nasıl üretebileceğimize dair değerli bilgiler bu salonda paylaşılacak. Bu işin ilk ayağı. Bunun ikinci ve en önemli ayağı ise mevcut şartları değiştirecek çalışmalardır ki üniversitemizden o konuda beklentimiz büyük ve inşallah o çalışmaları da bu salonda konuşup, birlikte hayata geçireceğiz. Üretilen ürünün katma değerli hale getirilmesi konusuna gelince o zaten bizim en iyi bildiğimiz işlerden biri. Ancak o konuda da elbette üniversitemizden beklentilerimiz, büyük beklentilerimiz var” diyen 25. ve 26. Dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinin aktif bir şekilde çiftçi eğitimlerine devam edeceğini ifade etti.
Bilimsel çalışmaların yanı sıra çiftçi eğitimlerine büyük önem veren Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, bu kez hayvancılık ile uğraşan çiftçileri ağırladı. Konferans salonunda yapılan programa çok sayıda üretici katıldı.
Eğitim programının açılış bölümünde çiftçilere hitap eden Başkan Konuk, “Tanzim Satış ile ilgili konular çok tartışılıyor. Fahiş fiyatlarla satışlarda var. Elbette tedbir alınması lazım ama niye bu hale gelmişiz? Bu konulara da bakmamız lazım” dedi ve konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Jared Daimond Tüfek, Mikrop ve Çelik kitabında bir örnek veriyor, Uzaydan dünyayı hiç tanımayan biri gelse ve Hollanda ile Zambiya’ya tepeden baksa diyerek. Ben de onun gibi yapayım. Uzaydan birisi, şöyle ülkeleri dolaşsa tepeden kuş bakışı imkânlarını, avantajlarını not etse, mesela, önce Hollanda’ya baksa arazilerinin üçte biri deniz seviyesinin altında olan, sürekli yağışlar nedeniyle topraklarından su boşaltmak zorunda kalan, kışların uzun yazların kısa geçtiğini tespit edince her halde Hollandalılara acır, gıda ihtiyacını karşılamanın Hollanda’nın birinci meselesi olduğunu düşünürdü. Aynı uzaylı, Japonya’yı yukarıdan izlerken de, küçük küçük adacıklara yayılmış, arazisinin çoğunluğu engebeli olan, yılın 80-90 günü hariç yüksek nem ile boğuşan Japonya’ya da acır, o kadar yoğun nüfusun o kadar arazi ve tarıma elverişsiz iklimle sağlıklı beslenemeyeceğini düşünürdü. Bir de Türkiye’ye tepeden baksa, yaz ve bahar ayları uzun olan, dengeli bir neme sahip, yılın en az 240-250 günü tarımsal ürün üretmeye elverişli Türkiye’nin bolluk içinde yaşadığını, sadece kendisini değil dünyayı da beslediğini düşünürdü.
Daha az girdi ile daha çok nasıl üretebiliriz? Maliyetleri aşağı çekerken, ürün kalitesini nasıl ve ne yaparak yükseltebiliriz? Birim alandan veya bir hayvandan daha çok verim nasıl alırız? Sorular bunlar, bu sorulara bulacağımız cevaplar bugün hem üreticiyi hem tüketiciyi memnun etmeyen meseleleri de çözecek. Batı Akdeniz Tarımsal Araştırmalar Enstitüsü Müdürlüğünün hazırladığı rapora göre biz bir yılda 30 Bin Hektar, yani 300 Bin Dekar arazide 791 ton patlıcan üretmişiz. Hektar başına, yaklaşık 26,4 ton ürün hasat etmişiz. Kullandığımız tohum, uyguladığımız üretim tekniği ile ancak bu kadar olmuş. Dünyada hektara bizden çok ürün alan da olmuş, az alan da. Mesela İspanya hektardan 43, Meksika 36, Japonya 33 tonun üzerinde ürün almış. Endonezya sadece 7,2 ton, Filipinler 9, Romanya, 13,1, Suriye 21,3 ton ürün alabilmiş. Dünya ortalamasına göre iyi miyiz? Fena değiliz, komşularımıza bakarak baya iyiyiz. Ancak Japonya’nın gerisindeyiz, hele hele Hollanda ile kıyasladığımızda biz onlara değil, onlar bize acır. Yani Hollanda’nın ekim alanı sadece 100 hektar. Dekar olarak söylersek 1.000 dekar. Hektara verimleri 420.000 kilogram. Yani 420 ton. Dekardan 42 ton ürün kaldırmışlar. Kaldırdıkları ürün kendilerine yetmiş bir de 38 Bin tonu ihraç edip, 64 Milyon Dolar ihracat değeri ile dünya patlıcan ticaretinde ikinci olmuşlar. Dekara 42 Ton bana absürt geldi araştırmada bir hata olabileceğini düşündüm. Rakamları kontrol etmek istedim ve araştırttım. Hakikaten rakamlarda hata varmış. O 10 yıl önceki rakammış şimdi dekara 52,8 ton üretiyorlar yani hektarda 528 Ton patlıcan üretiyorlar. Bu tarımsal üretimde başka bir boyut eğer biz de bunları başarabilirsek ne domates ne patlıcan ne soğan ne de patates fiyatları konuşulur. Bunu şunun için örnek verdim; Biz sebeplere dokunmazsak sonuçlardan ne kadar çok yakınırsak yakınalım alacağımız mesafe yok. Biz sebeplere dokunmak zorundayız. Güneşi daha çok hasat edecek tohumlar, teknikler geliştirmek zorundayız. Güneşi daha çok hasat edip daha çok hayvan varlığına verimli ırklara sahip olmak zorundayız.”
Ülkemizde köylülük ve çiftçilikle ilgili kötü algıların oluşturulduğunu da anlatan Başkan Konuk; “Üretici ile ilgili algı yönetiyorlar. Bunun için Türkü yakmışlar. “Zeytinyağlı yiyemem aman, basma da fistan giyemem aman. Senin gibi cahile, ben efendim diyemem aman” deniyor Türküde. Zeytinyağı bizim milli üretimimiz, basma pamuktan yapılıyor bizim kendi üretimimiz, cahil dediği de bizim köylümüz ve ona da efendi diyemiyor. Bakın bir taşla kaç tane kuş vuruyorlar. Adam senin türküne bile müdahil oluyor. Türkü yaptırıyor Türkü yaktırıyor. Niye? Bir algı operasyonu var da onun için. Niye yapılıyor bu kara propagandayı, Türkiye kendine yetecek kadar üretemezse bu işi organize edenlere daha bağımlı olacak da onun için. Türkiye’yi midesinden bağımlı hale getirebilirlerse istedikleri gibi yön verecekler. Şunu ekemezsin, bunu ekemezsin demeye başladıkları günden bu yana bunu yapmaya çalışıyorlar. Ancak Türkiye 17 sene önce o derin uykudan uyandı. Öyle zeytinyağlı yiyemem türküleri ile falan uyutulamıyor artık. Türkiye son 17 yıldır, tarımsal üretimin önemini kavramış ve üretimdeki altyapı eksikliklerini yılların ihmaliyle sektörde açılan yaraları tedavi etmeye çalışan bir ülke. Tedavi sürecini büyük oranda tamamladık, şimdi bünyeyi kuvvetlendiriyoruz. Sektör önümüzdeki yıllarda inşallah daha hızlı koşacak. Çünkü hükümetimiz de biz de biliyoruz ki, bu ülke üretmezse her ürün dünyanın her yerinde pahalıdır, değilse bile pahalı hale getirilir. Sözüm, üreticinin bu ülkeye yük olduğunu söyleyenlere, üreticinin ülkeye kambur olduğu algısını yayanlaradır, üretenler üretmesin de siz bir görün. Çiftçi şeker üretmezse bakın bakalım fiyatlar ne oluyor. Siz kendi yağınızı etinizi üretmeyin de bakın ne oluyor? Bu ülke kendisi üretmelidir, üretenine sahip çıkmalıdır. Konya Şeker bunun için vardır” dedi.
KURUM OLARAK ÇARE İÇİN ÇOK ÇALIŞIYORUZ
Türkiye’nin de parçası olduğu Asya kıtasının; dünyada en çok üretilen on tarımsal üründen ve yine evcilleştirilen hayvan türlerinden çoğunluğunun ana vatanı olduğunu ifade eden Başkan Recep Konuk, “babası, dedesi, dedesinin babası onlarca nesli ziraat ve hayvancılık yapan biri olarak ana vatanı Anadolu olan buğday tohumunun, nohudun, mercimeğin lisansı için bu ülkenin o ürünleri daha 300-400 yıl önce tanımış ülkelere bedel ödemesine üzülüyorum. Atın ilk defa Cristof Colomb’un kıtayı keşfiyle ayak bastığı, atı 1492’den sonra tanıyan, inek ve mandanın bu keşiften sonra ayak bastığı kıtadan damızlık hayvan getirmek zorunda kalmaktan bir üretici olarak hicap duyuyor, utanıyorum. Ve hep şu soruyu soruyorum, onlar neyi doğru yaptı, biz neyi eksik bıraktık? Onun için de kurum olarak eksik bıraktığımızı düşündüğümüz, gördüğümüz her konuda eksiği gediği kapatmak, suyun akmasına sebep olan delikleri tıkamak için çalışıyoruz. Mesela patates tohumunu onun için üretiyoruz. Mesela mısır, ayçiçeği, buğday, şeker pancarı tohumuna onun için emek veriyoruz. Embriyo üretim ve transfer merkezini onun için önemsiyoruz. Daha da önemlisi bu üniversiteyi bunun için kurduk. Eksik kalanlar, eksik olanlar tamamlansın, hem ana vatanı burası olan bitkiler bu topraklarda dünyada en verimli şekilde üretilebilsin, hem de burada evcilleştirilen hayvanlar en çok sütü, en çok eti bu topraklarda versin diye kurduk bu üniversiteyi” dedi.
İSTİKRAR VE YATIRIM İKLİMİ OLUŞTU YATIRIMLARLA ÜRETİCİNİN KAZANCI DA ARTTI
Konya Şeker’in yakın tarihinin, küçük bir dokunuşla çok şeyin değişeceğini öğrettiğini aktaran Başkan Recep Konuk, “mesela, Konya Şeker’in Et-Süt Entegre Tesisi yatırımı, hemen hemen yatırım bedeli kadar bir ekonomik faaliyeti tetikledi. Yani üreticinin cebine her yıl yatırım bedeli kadar hayvansal üretimden gelir girmeye başladı. Bu daha da büyüyecek, şimdikini ikiye üçe katlayacak. Biz Et-Süt Entegre Tesisini yaptığımızda Konya’nın toplam süt üretimi 720 Bin ton idi. 2017 sonunda bu rakam 1 Milyon 200 Bin 489 tona çıktı. Sadece 4 yılda Konya’da süt üretimindeki artış %60 oldu. Yani süt güğümü büyüdü, 3’lük güğüm 5’lik oldu. Keza, bu tesis yapılmadan önce Konya’daki büyük baş sayısı 500 Bin civarındaydı. 2017 sonu itibarıyla bu sayı 868 Bin 551’e çıktı. Büyük baş sayısındaki artış %73’le ülke hayvancılık tarihinde rekor kırdı. Yani bu kısa sürede 4 ineğin yanına Konyalı 3 inek daha koydu. Konya’daki yem üretimi 10 yıl gibi bir zaman diliminde 4’e katlandı. Küçük bir dokunuş Konya’da çok şeyi değiştirdi, hayvancılığı başka bir boyuta taşıdı. Tabi bunları yapmamızda hükümetimizin sağladığı istikrar ve yatırım ikliminin de büyük katkısı oldu. Bir ekonomi için istikrar hayati önemdedir. Yaşadık gördük, ekonomiyi istikrar büyütür, ancak biz dünyada en önde koşanlar arasında olmak için kayıp yıllarımızı kazanmak zorunda olan bir ülkeyiz, istikrarla istikrarlı bir büyüme bize yetmiyor, boyut atlamak, sıçrama yapmak zorundayız. bunun formülü de üretimin içine bilimi katmaktır. Özetle ekonomiyi istikrar büyütür, bilim ise üretime boyut atlattırır. Biz de üretimi özendiren, teşvik eden bu yatırımları büyük dokunuşlarla başka bir boyuta taşımanın derdindeyiz. O büyük dokunuş da bu günkü üretim metodu ve şeklimizi bir ileri noktaya taşıyacak dokunuşlardır. Güneşi daha çok hasat edebileceğimiz yeni tarım teknikleri, kimseye pay ödemeyeceğimiz verimli tohumlar, 8 ayda 2-3 hasat yapabilmemizi sağlayacak metotlar.
Biz hem kurumlarımızla hem üniversitemizle bu yola baş koyduk. İnşallah bugün tarım ürünleri fiyatları üzerinden şekillenen gündem ülkemizde de sonuçları değiştirmek için sebeplere dokunmak gerektiğinin farkına varmamızı sağlayacak ve yarınlarımız hem üretici hem tüketici için bugünden çok daha iyi olacak.
Anadolu’nun gelecekte insanlığa yön veren bir havza olmasının yolu, hepimizin birlikte çalışması, bir olması, diri olması ve istikrardan geçiyor. Bunu yapamazsak, başkalarının bize sıkıntı vermesi kolay olur. Biz önce kendi işimizi iyi yapacağız. Buralar iyi iş yapıyor. Bugün kooperatifçilikte örnek model olmuşuz. İşte bir marka bağrımızdan çıktı. 100’e yakın ülkeye mal satıyoruz. Çiftçiden aldığımız mal karşılığında çiftçiye ödediğimiz bedel 2 milyar 300 milyon TL’ye ulaşmış. Konsolide edildiği zaman Türkiye’nin ilk 20’de bir kuruluşunu hayata geçirmişiz. Böylesine devasa bir gelişmede zorluklar olur, problemler olur ama hepsini yenerek, hep birlikte insanımızı kimselere muhtaç etmeden, hak ettiği yere inşallah birlikte taşıyacağız” ifadelerini kullandı.
Konuşmasında Konya Şeker’in yatırımlarını yaparken birçok konuya da dikkat ettiklerini ifade eden Başkan Recep Konuk, merkez olduğu için Panagro’nun Kaşınhanı bölgesine kurulduğunu, diğer bölgelere göre daha fazla su varlığına sahip olan Beyşehir – Seydişehir bölgesine de Seydibey Tesislerinin kurulduğunu ifade etti. Cihanbeylilere bir de müjde veren PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk, “Cihanbeyli havzası korunaklı bir bölge, o bölgeye onun için Panplast Sulama Sistemleri Entegre Tesisini kurduk ve o bölge ile ilgili Belediye ile de önemli bir çalışma yürütüyoruz, istişareler yapıyoruz, bizim fabrikamızın bulunduğu bölgeyi, Organize Sanayi Bölgesi ilan edeceğiz. Cihanbeyli’ye yakışan da budur diye düşünüyorum. İnşallah o Organize Sanayi Bölgesi ile de Cihanbeyli bambaşka bir noktaya gidecek. Biz, arkadaşlarımızla istişareler yapıyoruz, bu ülkeye nasıl katkı yapabiliriz, bunun mücadelesini veriyoruz” şeklinde konuştu.
Açılış konuşmaların ardından eğitim programına geçildi. 2 gün süren eğitim programına Konya ve ilçelerinin yanı sıra, Kayseri, Nevşehir, Mersin, Karaman, Aksaray gibi çevre illerden büyük çiftlik sahipleri ile hayvancılık ile uğraşan üreticiler katıldı.
ÜRETİCİLER BİLGİLENDİRİLDİ
Hayvancılık ile uğraşan çiftçilere verilen eğitim bölümünde Başkanlığını Prof. Dr. Sencer Buzrul’un (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) yaptığı programda, Mehmet Ünlü (Konya Şeker San ve Tic. A.Ş.) Süt Hayvancılığında Beslemenin Süt Verimi ve Kalitesine Etkilerini anlattı. Prof. Dr. Behiç Coşkun (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) ile Prof. Dr. Dursun Ali Dinç (Selçuk Üniversitesi) ise aynı oturumda, Süt İnekçiliğinde Döl Verimi Sorunları konularında sunum yaptılar.
Prof. Dr. Behiç Çoşkun’un (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) başkanlığını yaptığı bölümde de Prof. Dr. H. Özkan Sivritepe (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) Sağım ve Sağım Hijyeni, Prof. Dr. Dursun Ali Dinç (Selçuk Üniversitesi) ile Prof. Dr. Zümrüt B. Ögel (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) Sütün Muhafazası ve İşlenmesi konularında çiftçilere eğitim verdiler.
Prof. Dr. Zümrüt B. Ögel’in (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) yönettiği oturumda da Prof. Dr. Dursun Ali Dinç (Selçuk Üniversitesi) Süt Üretiminde Girdiler ve Süt Maliyetini anlatırken, Doç. Dr. Baki Rıza Balcı (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi), Süt Üretiminde Mikotoksinlerin Hayvan Sağlığına Etkileri hakkında çiftçileri bilgilendirdi. Süt Bölümünün değerlendirme programını ise Prof. Dr. Behiç Çoşkun (Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi) yaptı. Program sonrasında, eğitime katılan çiftçilere sertifika verildi.